Hastada Yatak Yarası Oluşmaması İçin Ne Yapılır?


(İREM AKKAYA) #1

image

Kronik hastalıklar kişinin yaşamını olumsuz olarak etkilemektedir. Sosyal yaşamında ve günlük hayatında bir yük olarak bu hastalıkla yaşamak zorunda kalır. Hastalıkların çeşitli evreleri vardır. Bazı hastalar günlük işlerini yapabilecek düzeyde olurlarken bazıları ise ne yazık ki yatağa bağımlı olarak hayatını idame ettirmek zorunda kalır. Hastalıkta yatağa bağımlı olma evresi hem hastanın hem de hasta bakan kişinin maddi ve manevi anlamda bütün hayatlarını etkiler. Zor bir süreçtir ve bu süreçte birçok sorunla karşı karşıya kalınabilir.

Yatağa bağımlılık evresinde hastanın ve hastanın bakıldığı ortamın temizliğine dikkat edilmelidir. Hasta bakımı zor bir süreçtir ve iyi yapılmadığı sürece hastanın tedavi sürecine herhangi bir katkı sağlamadığı gibi hastayı daha kötü seviyeye getirecektir.

Hasta bakımında yaşanan birçok zorluktan bir tanesi de yatağa bağımlı hastalarda oluşan bası yaralarıdır.

Bası Yarası Nedir?

Uzun süre hareketsiz kalınan vücutta basınca bağlı olarak yumuşak dokularda deformasyon meydana gelir. Bu deformasyonlar bası yaraları olarak adlandırılır. Genelde bu yaralar belden aşağıda görülür.

Yatağa bağımlı kişilerde bu yaraların görüldüğü bölgeler sakral ve trokanterdir. Yatağa bağımlı olanlar dışında tekerlekli sandalye kullanan kişilerin çoğunlukla iskial bölgelerinde bu tarz yaralar görülür.

Bası yarasını etkileyen şey basınçtır. Uzun süre yatmaya bağlı olarak, kemiklerin dokuya yaptığı basınçla yumuşak doku zarar görür. Yumuşak doku zamanla yıpranmaya başladığından deride açılmalar meydana gelir. Bu açılmalar kontrol altına alınmazsa ileri ki süreçte deri tamamen açılacak ve kemiğin göründüğü büyük yaralara dönecektir. Ayrıca buna bağlı olarak hareketsiz kalma durumunda kan dolaşımı yavaşlayacak ve bu da bası yaralarını tetikleyecektir.

Bası yaralarını etkileyen bir diğer etmende gerilmedir. Hasta karyolalarında yatağın baş kısmının 30cm’den fazla yükselmesi ve uzun süre bu pozisyonda kalması vücudun aşağı bölgelerinde gerilme yaratır. Bu gerilme yara oluşumunu hızlandırır.

Bunların dışında kasların sürekli olarak kasılması, anemi, bölgesel sürtünmeler, alkol ve ilaç bağımlılığı da bası yaralarının oluşmasında önemli faktörlerdir.

Bası Yaralarının Sınıflandırılması

Bası yaraları derinliğine göre sınıflandırılır;

  1. Evre; bakım yapıldığı takdirde iyileşmenin görülebildiği evredir. Deride sadece ödem ve kan toplaması oluşur ve temizliğinin düzenli olarak yapılmasıyla bu ödem geçer.
  2. Evre; derinin içine doğru yüzeysel değişimler meydana gelir. Konservatif tedaviyle iyileşme sağlanır.
  3. Evre; deride nekroz yani doku ölümü olduğu durumdur. Bu yara zamanla enfeksiyon kapar ve komplike hale gelir. 3. evre de cerrahi müdahale gerekir.
  4. Evre; yara artık kemiğe kadar iner ve hatta kemik dokusunu da içine alır. Tek tedavi yöntemi cerrahi müdahaledir.
  5. Evre; yara kemiği de geçerek vücut boşluklarına yayılmaya başlamıştır. İltihap ve kırıklar iç organlara doğru ilerler. Yara artık ciddi bir vaka halini alır.

Bası yaralarının evreleri her zaman açık bir şekilde kendini belli etmeyebilir. Üst deride küçük bir deri bozukluğu olarak görülen yara derinlerde daha büyük bir yara olarak ortaya çıkabilir. Bu yüzden ufak da olsa deri tahrişleri hafife alınmamalıdır.

Bası Yaralarının Önlenmesi

Bası yaralarının oluşmasını önlemek için bazı tedbirler almak gerekir. Eğer gerekli tedbirler alınmazsa tedavi için hasta daha zor bir sürece girecektir.

Hasta zamanla yatağa bağımlı konuma geldiğinde hastanın ailesi veya hasta bakan kişiler hasta bakımı konusunda daha fazla bilinçlenmelidir. Yatağa bağlı olma durumu çoğu zaman ömür boyu sürer. Bu durumda bilinci açık ise hastanın ve hasta yakınlarının dikkat etmesi gereken noktalar vardır.

Bası yaralarını önlemek için en etkili yöntem hastaya sürekli pozisyon verdirmektir. Uzun süre sabit durmak kemiğin deriye yaptığı basıncı artıracaktır ve hava almayan bölgede tahriş meydana gelecektir. Bu yüzden hastalar sık sık pozisyon değiştirmelidir. Hasta insan gücüyle çevrildiği zaman hem hasta hem de hasta yakını için yorucu bir durum olacaktır. Bunun yerine de hasta karyolaları tercih edilebilir. Hasta karyolaları hastaya pozisyon verdirir. Hasta karyolası insan gücüne oranla hasta için daha etkilidir. Baş ve ayak kısmı pozisyon alan karyolalar kan dolaşımını da hızlandırır. Bu da bası yarasının oluşmasını aslında büyük oranda etkiler.

Tekerlekli sandalye kullanımı durumunda hastalar kendilerini elleriyle yükseltebilirler. 2-3 saatte bir bu hareketi yapmak basınç uygulanan bölgenin kanlanmasını engelleyecektir.

Bası yaralarının önlenmesinde temizlik de çok önemlidir. Deri her gün sabunlu su ile silinmelidir, silindikten sonra ise mutlaka kurutulmalıdır. Yine kan dolaşımını hızlandırmak için deriye masaj yapılabilir. Ayrıca vücut kadar yatağın temizliği de önemlidir. Çarşaflar düzenli olarak değiştirilmelidir. Tamamen kuru olmalıdır ve çarşafta kırışıklık olmamalıdır.

Yatağa bağımlı olma durumunda hasta kendi ihtiyaçlarını da gideremeyecek duruma gelir. Bu durumda hasta altı bezleri kullanılmaya başlanır. İdrar ve defekasyon sonrasında o bölgenin temizliği çok önemlidir. Mikroplar yaranın oluşmasına ve sonrasında enfeksiyona büyük ölçüde sebebiyet verir.

Spastisite ile mücadele edilmelidir. Yara oluşumunu önlemek için birçok yatak, tekerlekli sandalye ve minderler geliştirilmiş olmasına karşın bası yaralarının tümünü engelleyecek bir gereç henüz üretilmemiştir.


(Abdullah Gören) #2

Bası yaralarının tedavisi zor olduğu için oluşmasını engellemek daha kolay olacaktır. En başta önlemler alınırsa ve temizlik iyi bir şekilde yapılırsa cerrahi bir müdahaleye gerek kalmayacaktır. Çok güzel bir yazı olmuş.