Biyoetik ve Temelleri


(Bahtın Atakan Soysal) #1

hayvan-deneyleri-etii-5-728

Hekimler, ebeveynler ve bu olguya dahil olan herkes, bazı zor ve tartışmalı etik seçimleri ile yüz yüze kalmış durumdadır. Burada ölümün uygun tanımı yapılmalı, ebeveynlerin ve diğer vekil karar vericilerin çocuk hastalara ilişkin sağlık hizmeti kararlarındaki rolü, terminal dönemdeki hastalara yönelik bakım hizmeti için uygun etik anlayışı, sınırlı tıbbi kaynakların kullanımının ahlak boyutu ve modem, seküler tıp hizmeti zemininde azınlık konumundaki dinî bakış açılarının rolünün ne olması gerektiği belirlenmelidir. Birbirinden ayn ve karmaşık yapıdaki bu etik sorunlarının çözülebilmesi için, etik alanının bir haritasına ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu harita, söz konusu durumdaki etik sorunlarının türlerine ve tartışmaların isimlendirilmesinde kullanılan terminolojiye ilişkin bir genel değerlendirme niteliği taşımaktadır. Bu bölümde, bu alanın bir ana haritası sunulacaktır. Konuya genel bakış niteliğini taşıyan bu süreç tamamlandıktan sonra, Yusef Camp’in ebeveynlerini ve hekimlerini bekleyen sorunları belirlemeye başlayabiliriz.

Ahlakî İncelemenin Düzeyleri

Biyomedikal etikte tartışma, sıklıkla bir olgu sorunu ile başlar. Kişi somut bir ahlak ikilemi ile karşılaşır, ya da iki kişi, belli bir dummdaki ahlaka uygun davranışın ne olduğu konusunda anlaşmazlığa düşer. Analiz, her bir olgunun somut düzeyinde başlar. Bazı kişiler etiğe ilişkin seçimlerin tıpta pek sık gündeme gelmediğini düşünerek yanılgıya düşmektedirler. Gerçekte ise bu seçimler sürekli olarak gündeme gelmektedir. Neyse ki, etik açısından doğru olan seçeneğin hangisi olduğu, neredeyse her zaman kolaylıkla belirlenebilmektedir. Karar üzerinde fazla düşünülmesi gerekmez ya da üzerinde hiç düşünülmeksizin karar verilebilir. Ancak, bazı durumlarda, seçimlerin yapılması bu kadar kolay olmayabilir. Yusef Camp örneğindeki durumda, kararın verilmesi için üzerinde dikkatle ve bilinçli bir şekilde düşünülmesi gerekir. Bu gibi bir seçimle karşı karşıya kalan hekim, önerilerini almak amacıyla meslektaşlarına ya da hastane etik kuruluna başvurabilir. Sağlık çalışanı olmayan kişiler ise, önerilerini almak amacıyla arkadaşlarına veya güvendikleri bir dinî ya da seküler gruba yönelebilirler.

Önerilerin bir kısmı, geçmişte yaşanmış ve çözüme ulaştırılmış benzer olgulara dayandırılabilir. Bu gibi öneriler, kutsal kitapta anlatılan bir kıssa ya da belli bir kültürde çözümü üzerinde uzlaşmaya varılmış bulunan bir mahkeme olgusu şeklinde olabilirler. Üzerinde uzlaşmaya varılmış bu gibi olgulara, bazen “paradigma olgular” da denir. Pek çok kişi, etik ile ilgili konularda benzer olguların benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiği konusunda anlaşabilirler. Öyle ki, etiğe uygun kararların tanımlayıcı özelliklerinden biri, (yalnızca kişisel zevk ya da tercihe dayalı kararların aksine) ilgili özelliklerin benzer olması durumunda olguların da benzer şekilde ele alınması gerektiğine ilişkin farkındalıktır. Kişiler, paradigma olguda ne yapılması gerektiğine ve yeni olgunun ilgili tüm özellikler açısından paradigma olguya benzer olduğu konusunda uzlaşmaya varabildiği sürece, sorunu çözebilirler. Paradigma olgulara dayalı bu yaklaşım, kimi zaman olgusallık (kazuistri) olarak da bilinir.

Tıp hizmeti içerisinde yer alan mesleklerin örgütleri ve diğer dini, kültürel ve politik organizasyonlar, bazen kurallardan veya hak taleplerinden oluşan unsurları bir araya getirirler. Bunu yaptıkları zaman, bu ifadeleri “kodlaştırmış” ya da bir etik kodu meydana getirmiş olurlar. Bu ifadeler Hipokrat Yemininde olduğu gibi bir yemin biçiminde veya, “Katolik Sağlık Kurumlanna İlişkin Dinî ve Etik ile İlişkili Talimatlar” örneğinde olduğu gibi, bir talimatname (yönerge) yapısında da olabilirler. Eğer Amerikan Hastaneler Birliğinin “Hasta Haklar. Bildirgesinde olduğu gibi hak taleplerinden oluşan ifadeler söz konusu ise, bu durumda genellikle haklar bildirgesi olarak isimlendirilmektedirler. Alternatif yeminler ve kodlar değerlendirilmekte, Yusef Camp gibi olgular için bunların ne ifade ettikleri İncelenmekte ve bu kodlann ne kadar tartışmalı olduğu ortaya konmaktadır. Bu gibi kodlan önerenler, hangi kurallann ve haklann uygun olduğu belirmek durumunda olduklan gibi, ayrıca hangi insanlann (ve insan olmayanların) bu haklar ve kurallara dayalı taleplerde bulunabilecek ahlaki konumlan olduğunu da belirlemek zorundadırlar. Ahlaki konumun kimler için söz konusu olduğu İncelenmektedir. Bu noktada, Yusef Camp’ın canlı bir insanın ahlakı konumunda mı, yoksa beyin temelli ölüm tanımı doğrultusunda- ölümü olduğu sorusuna yanıt aramaktayız. Aynca, bu yaklaşımın fetüslerin ve insan olmayan hayvanlann ahlaki konumuna ilişkin sonuçlarını da inceleyeceğiz. Söz konusu bu kurallar ve hak talepleri, tartışılmakta olan sorunun çözülmesinde yeteri: ahlaki rehberlik sunabilir. Ancak bu yapılar, kodlan yaratan kişilerin otoritelerine (veya maksimlerin kendilerinin içsel bilgeliğine) dayanmaktadırlar.

Etikteki tartışmalardan biri, söz konusu bu kural ve haklann ne kadar ciddiye alınması gerektiği üzerinedir. Bir uç görüşe göre, herhangi bir etik kuramının kurallarda ve haklarda hiçbir istisna yapılamayacağı fikrine yer vermesi mümkündür. Neredeyse hiç kimsenin kabul etmediği bu görüş, yasacılık (legalizm) olarak isimlendirilir. Buna karşıt olan diğer uç görüşe göre ise, her bir olgunun tamamen kendine özgü olduğu ve bu nedenle kişinin belli bir durumda ne yapması gerektiğine ilişkin hiçbir kuralın geçerli olamayacağı iddia edilebilir. Legalizm kadar inandırıcılıktan uzak olan bu karşıt görüş, yasasızlık (antinomianizm) olarak isimlen- dirilmektedir. Bu karşıt görüşlerin arasındaki iki ara konum, daha inandırıcıdır. Durumculuk. ahlak kurallarının yalnızca “rehber kurallar” veya “genel geçer kurallar” olduğunu ve bu kuralların her bir özgün dumm için değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Uygulama kuralları olarak bilinen görüş uyarınca ise; kurallar, ahlaki açıdan zorunlu olan uygulamaları tanımlarlar. Bu görüşte, gerçekleştirilen uygulamalar açısından kurallar katı bir biçimde bağlayıcıdır. Yalnızca son derece olağandışı durumlarda yani, durumculuk konumunda izin verilenden çok daha zor biçimde istisnalara izin verilebilir.

Eğer bir biyoetik yaklaşımında birden fazla etik ilkesi söz konusu ise, normatif etiğır eylem kuramı olarak adlandırılan bölümü, bu ilkeler arasında ortaya çıkabilecek olan çatılmaların nasıl çözüleceği sorusuna da eğilmek zorundadır. Bu çatışmaların çözülebilme; için farklı olasılıklar bulunmaktadır. Bunlar, Bölüm 9’da incelenecektir. Değer kuramı yararlılık (veya iyi sonuçlar üretmek) olası bir doğru eylem ilkesi, kötülük yapmama (ya da kötü sonuçlar üretmekten kaçınma) ise bir diğer doğru eylem ilke> olduğundan, eksiksiz bir normatif kuramda ele alınması gereken ikinci soru şudur: “Han; tip sonuçlar iyidir ya da değerlidir ?” Bu nedenle, normatif kuramın bu dalı, değer kuramı olarak isimlendirilir. Değer kuramına ilişkin bazı sorular, yararlılık ve kötülük yapmama ilkelerinin tartışıldığı ele alınmaktadır. Normatif kuramın bu bölümüne ilişkin seçeneklerin haritası, genişletilmiş olmaktadır. Uygun ilkelerin listesine ilişkin tartışmalar olduğu gibi, hangi şeylerin değerli olduğuna ilişkin de tartılmalar bulunmaktadır. Bazı şeyler, örneğin para, değerli görünmektedir; ancak para yalnızca araç olarak değerlidir, çünkü içsel değeri olan bir şeyi satın almaya yarayacaktır. Buradaki asıl soru, hangi şeylerin içsel değeri olduğudur. Mutluluk, güzellik, bilgi ve biyomedikal etik açısından önemli olan - sağlık, bu soruya verilen standart yanıtlar arasında yer ahmaktadır. Bazıları, ahlaki açıdan iyi insan karakterini de, içsel değeri olan şeyler arasında değerlendirmektedirler.

Erdem kuramı bu noktada, normatif etiğin üçüncü sorusuna gelmiş oluyoruz: “Han; tipteki karakter özellikleri, ahlaki açıdan övgüye değer niteliktedir ?” Şefkatli olmak ve> ^ iyilikseverlik ya da vefalılık gibi ahlaki açıdan övgüye değer yapıdaki karakter özellikler, genellikle erdem olarak isimlendirilir ve dolayısı ile de normatif etiğin bu bölümü, erdem kuramı olarak bilinir. Erdemlerin daha detaylı bir listesi ve biyoetikteki rollerine ilişkin tartışma için söz konusu bu erdemlerin eylemlerin özellikleri ile değil, eylemleri gerçekleştiren kişilerin karakteri ile ilgili olduğunun anlaşılması önemlidir. Bu açıdan, iyilikseverlik ve yararlılık esastır.