Ben Nuray Aslı. Kendimi ve yaşadıklarımı sizlere buradan anlatmak istiyorum.


(Nuray Aslı) #1

Ben Nuray Aslı. Kendimi ve yaşadıklarımı sizlere buradan anlatmak istiyorum.

Ben ygs ye hazırlanırken abimin askerlik arkadaşı abimi ziyarete gelmişti. Onu gördüm ve hiç tanımadan onu çok sevmiştim ve eşim olucak insanı hiç tanımıyordum. Ama yaş 17. o yaşlarda hiç bir şeyi hesap edemiyor insan. Her şey toz pembe gerçekten.

Okulda başarılıydım. 4 ay kalmıştı sınavlara. Ailem, eşim olucak insanı abimin askerlik arkadaşı idi hem abim hem ailem sen başarılı bir öğrencisin sakın evlenmeyi düşünme dediler. Ama ben söylediğim gibi her şey tozpembe gördüm. Aşık olmak böyle bir şey hiç bir şey geleceğe dair hiç bir şey düşünemiyosun. annem babam asla izin vermedi. ama ben onları okulu ve hayatımı yakarım kendimi öldürürüm beni vermezseniz zaten artık derste çalışamıyorum diye tehdit ettim.

Abim beni çok dövmüştü. askerlik arkadaşına da sen benim kardeşime nasıl yan bakarsın diye kavga etmişti. eşimde ben aynuru okutucam ben çok ciddiyim demişti. o kadar güç olduki ailemi ikna etmek eşimin ailesi beni aslında istemiceklermiş. çünkü akıllarında akraba kızı varmış. eşimin ailesi babamın o zamanlar maddi olarak durumu çok iyiydi babamın zengin olduğunu söylemiş eşim olucak insan. babam zengin diye ailesi kabul edip beni memleketime 10 kişilik bir aile olarak büyükler gelip tanrı misafiri oldular ve beni ygs ye 2 ay kala istediler. nişanlandım ve aradan aylar geçti kısa zamanda düğünüm hem memleketimde hem de istanbulda olucaktı.

memleketimde tam her şey hazır düğün kuruldu orkestra ekibi düğünü başlatmıştı ki mahallemizde sayılır aile büyüğü vefat edince babam düğünü durdu. bugün onlara yarın bizedir dedi. babam yani kaderim doğduğumdan beri zaten şanssızdım. babam düğünü durdurunca istanbuldan adana ya gelen damat tarafı misafirler ve ailem düğün durdulunca istanbula yolculuk düğün başlamadan bitti.

herkes hazırlandı çünkü haftaya istanbuldaki yolculuk başladı. bütün çeyizlerim hazırlandı ve istanbula gittik. o hafta düğünüm oldu ve annem babam kardeşlerim herkes istanbulda hani kız tarafı istekleri olur yaa annem ben dul kız vermedim isteklerimi yapmadınız en azından bir ikisini yapmak zorundasınız. düğün bayağı kargaşalı ve sıkıntılı olmuştu.

neyse dünya evine girmeden önce benim küçükken bacaklarım yandı çok acılar çekmiştim. babam okulu yani üniversiteyi kazanınca estetik yaptıracaktı. annem damatla yani eşimle evlenmeden önce bacaklarım ciddi derecede yanık izi var benim kızımın başına kalkarsın ben kızımı düğünü hemen olmasın estetik yaptırayım öyle olsun düğün dediler.

hem üniversiteye girsin yazık etme kızıma dedi ama eşim bi dünya yeminler ederek ben estetik yaptırırım ben okuturum lütfen annecim izin verin diye yalvarınca annem ısrarlarına dayanamadı. artık peki dedi şimdi evlendiğim ilk gecede eşim görünce hiç vakit kaybetmeden başıma kalkmıştı. hem gen çok üzüldüm çok ağladım çok zoruma gitmişti ama iş işten geçmişti artık. aradan iki ay geçti işte eşimin gerçek yüzü 2 ay sonra ortaya çıkmıştı.

Babam zengindi. O zaman demiştim ya. babamdan torna dükkanı açmak için bugünün üç yüz bin tl si yüklü bir para istedi. Maalesef ki o zaman anladım. Ama hani derler ya kendin ettin kendinde çekeceksin. Aynen öyle oldu ama ben yine de eşimi çok sevdim çook.

Babam duruma bakıcam oğlum diye eşimden biraz zaman istedi. Zaman istemesinin sebebi biz 10 kardeşiz. 5 kız 5 erkek. abilerime danışmak zorundaydı. Öyle ya kimse kimseye hakkını vermek istemedi. Çünkü eşimin benimle evlenmesi babamın zenginliğiydi.

babam aradı. oğullarım izin vermedi deyince benim hayatım daha da çilekeş olmaya başladı. üzüntü sevgi sıkıntı hepsini karmakarışık bir hayat içinde iki düşük yaptım. eşimin en büyük abisi 25 yıldır çocuğu olmamıştı. koca bir apartmanın sahibiydi. altlı üstlü oturuyorduk. ailesi benim gibi okumuş çağdaş birini sevmedi çünkü onların kültürü dedikodu ve sürekli üretmekle alakalıydı. kendilerini asla gördükleri kültürün dışına çıkmazlar ve gördüklerinden geriye adım atmazlar.

ben ailemden baskılı ve mutsuz çocukluk geçirmiştim. Belki de sevgisizlik baskı beni böyle bir evliliğe itekledi. çünkü karşıma çıkan ilk kişiye aşık oldum sandım. annem 10 çocuk doğurmuş büyütmüş. babam şehir şehir gezerek eve ekmek geçim parası için eve 3 ayda gelir, bir hafta kalır. yani annem bizi büyütmek için hem baba hem anne olmuştur. 10 kardeşime tam anlamıyla sevgi verememiştir. çünkü annem 15 yaşında evlendirmişler.

şimdi gelelim eşimin abisinin 25 yıl çocuğu olmamış ve sülalede ilk ve tek benim bir oğlum oldu. eşimin abisi hanımı altlı üstlü oturuyoruz bebeğimi her geçen gün sevgileri çok aşırı idi. kaynım ve eşi evladımı her gün benden alıp evlerine çıkartıyorlar. eşim benden önceki sevgilisiyle benimle evlendiği halde hiç ayrılmamışlar. hem benimle evli hem eski sevgilisiyle beraber bütün kazancını sevgilisine veriyor hayatını yaşıyordu.

evliliğim hiç yolunda gitmedi. eşim özellikle bana para vermiyordu. eve bakmıyordu. evladımı kaynımla eşim elimden aldılar. eşim bana boşanalım oğlumu abime ver sana her ay 250 tl nafaka vereyim babanın evine git deyince başımdan kaynar sular dökülmekten beter oldum. dünyam yıkılmıştı. eşimle zaten ailemi zor ikna edip evlenmiştim. ailem benim başıma kalkar diye kabul etmemiştim. boşanmayı ve sigortalı bir işe girdim. bu arada unuttum eşim evlenmeden önce bana verdiği sözleri yapmamıştı. ne okutmak istedi ne de estetik yaptırdı.

artık eşim eve gelmiyordu. kaynım siyaset konusunda partili çevresinde sevilen insan eli kolu uzun yani oğlumu bana vermiyolar ve çok korktum vermicekler diye ve bana anne bile dedirtmiyordu. oğlum bana sen benim annem deyilsin eşimide baba olarak görmüyordu. onlar annesi babası olmuştu. her geçen gün pisikolojim kötüye gidiyordu ve bir gün gece uykudan kalktım delirmişim. askerler beni takip ediyor oğlumu elimden alıcaklar. eşim o gün sabaha karşı gelmiş ve beni kötü görünce hayal dışı konuşmalar. konuşunca delirdiğimi anlamışlar ve beni acilen bakırköy sinir hastalıkları hastanesine götürdüler. delirdim diye hastaneye kapatıcaklardı. çünkü panik atak geçiriyordum.

oğlumu beni öldürücekler sanıyordum. olağan dışı hayaller görüyordum ve hayır ben hastaneye yatırmayın anneme babama haber verin beni öldürücekler diye bir sürü saçma sapan şeyler. neyse beni iğneler yaparak sakinleştiridiler ve ilaçlarımı verdiler. uçak bileti alıp beni memleketime gönderdiler.

ailem hava alanında karşılayıp eve getirdiler. çilekeş canım annem bana 3 ay çok kötü bir dönem geçirdim ve babamın evini başlarına yıktım sinirlerim çok kötü idi af ola kendimi Allah sandığım oldu kendimi ermiş ve peygamber zannettiğim oldu. iyileşince evime istanbula gitmek istedim. kendi başıma gittim uçak bileti aldım. annem yalvardı. gitme kuzum onlar seni psikolojini bozdu. eşinde istemiyor gitme kuzum. gitme yavrum elini ayağını öpeyim deyip annem ayaklarımı öptü. ama ben o büyük insanı yine dinlememiştim. babam canım babam da yalvardı ama yine onları dinlemedim. istanbula gittim.

oğlum artık beni annesi görmüyordu. neyse eşim hastalığımdan dolayı biraz iyi olmuştu çünkü ben hasta iken eşimde beyin kanaması geçirmiş ve aklı bi tuhafmı olmuş bilmem ama normal görünüyordu. ben yine hamile kalmak ve bir çocuk daha istiyordum çünkü oğlum annesini anne görmüyordu. kaynımın evinden gelmiyordu ne kadar çabalasam da. oğlum beni bilmemesi için ellerinden geleni yapıyorlardı. ben oğlumu aldıkça ağlayıp sızlayıp yalvarıyorlardı. bana o bizim olsun ben ona çok iyi bakıyorum onu amerikalarda okutucam diye vaatlerde bulunuyorlardı. ama ben inatla olmaz dedikçe onlar hiç anlamıyorlar ve inatla hem onlar hem ben direniyordum.

eşim duyarsız ilgisizdi her zamanki gibi. umurunda bile değildi. oğlum için bir çocuk yaparsam belki kıskanır oğlum yanımdan gitmez diye bir çocuk doğurmaya karar verdim. ailem hayır çocuk doğurursan hastalığın yeniler doktor yasak dedi. demelerine rağmen ben yine dinlemedim ve bir kız çocuğu dünyaya getirdim. kızım 3 aylık olduğunda hastalığım yeniden baş gösterdi yine panik atak geçiriyordum. bu sefer dahada kötü şiddetli olarak geçiriyordum.

eşimin ailesi alıştı beni uçak bileti alarak memleketim adana ya göndermeye. bu arada kızım oldu ama eşim ona bir mama bile almadı. ben hastalanınca işe gidemedim. aileme param yok bana para gönderin diyemedim. çünkü hiç onları dinlemedim. bebeğim 3 aylık oldu. sinir ilaçları kullandığım için doktor sütünü vermeyeceksin dedi. kızım aç dolapta hiç bir şey yok bende açım yan apartmanda çok sevdiğim arkadaşım sevda yı çağırdım.

çocuk açlıktan çatladı arkadaşım durumu vaziyeti görünce ağladı. hemen yukarıda kaynıma çıktı ve çocuk aç dolapta hiç bir şey yok neden para yada yiyicek vermiyorsunuz yazık deyilmi zenginsiniz neden yardım etmiyosunuz diye arkadaşım kızar ve arkasını dönüp hemen markete gitmiş. kendi cebinden süt bebe büskivisi birazda meyve almış getirip kızıma mama yapıp karnını doyurdu. kızımın ağlaması kesildi karnı doyunca. yavrum uyudu ve arkadaşım canın ne istiyorsa yapayım. hadi kızını da alalım bizim eve gidelim lütfen canın istiyo diye ısrar ederek sordu bende ona kebab dedim. sağ olsun hemen kasabı arayıp et getirtti bir güzel karnımı doyurdum. ama ben hala çok kötüyüm eşim sevgilisiyle gezerken ben hastalığımla uğraşırken kimsenin umurunda deyilim.

arkadaşım ailemi aradı. ailem çok telaşlı kızgın bir şekilde hemen uçak bileti alıp taksiye bin hava alanına gel şu saatte uçak biletin dediler. istanbulda oturan teyzem gelip hava alanına götürdü. bebeyimle bindirdiler ve adanaya geldim. annem daha kötü olduğumu gördüler. yıkıldılar. eşimi arayıp söylendiler kızdılar sen nasıl bir adamsın duyarsız diye bayağı kızdılar abim tehdit etti. eşimde uçağa binip adanaya yanıma geldi. eşim gelmeden annem babam doktora götürüp en ağır ilaçlarla uykudan kalkamıyordum annem kızıma ve bana bir 3 ay daha baktı.

eşim telefon açtı bana. gel evimize sana sürprizlerim var yine yalanlar söyleyerek istanbula geldim. süprizleri evi yenilemiş olduğunu mobilyalar değişti demişti ama hiç bir şey yapmamıştı. yine bir şey dememiştim. idare ettim neyse öyle böyle ramazan bayramı geldi. bayramdan bir gün önce yani arefe günü oğlum kaynımla gelip sivasa gidiyoruz oğlumu da alıp 10 gün gelemiceklerini söylediler. ben oğlumsuz 10 gün dayanamam dedim. onlarda bizde dayanamayız dediler ben inatla hayır dedim. o zaman sende gel sivasa bizimle dönersin dediler. tamam dedim. hazırlandık ve sabaha kadar yola çıkacaktık.

arabayı kullanacak olan kaynım uyumadan yola revan olduk ve öyle saatinde saat iki buçukta ankara kırıkkalede trafik kazası köprüden uçtuk. feci şekilde bir kazaydı oğluma sahiplenmek isteyen kaynımın eşi oracıkta vefat etti ve bende yerde her birimiz bir tarafa fırlamışız. üç elti iki kaynım eşim gelmemişti bayramda beni gezdirmeyecekti evde de olmayacaktı. neyse ben yerde yatarken hissetmedim. belimden aşağısı tutmuyordu. 10.aylık kızım otların arasında polisler çok zor toplamış her birimiz bir yana dağalınca eltim gözümün önünde kaburgaları kırılıp ciyerlerine batmış gözümü açtığımda hissetmediğimi anladığım an eltim de gözümün önünde ağzından burnundan kulağından kan geldiğini gördüm o an öldü zaten.


(Ali Ciftci) #2

Merhaba. Geçmiş olsun Nuray hanım. Ölenlere rahmet dilerim. Okurken yaşadım sanki. Allah mutluluklar nasip etsin .