Hasta Bakımında Yaşanan Zorluklar


(İREM AKKAYA) #1

Hasta bakımının her açıdan zor olduğu herkesçe bilinir. Gerek hasta için gerekse hasta bakan kişi için maddi ve manevi olarak yıpratıcı bir süreçtir. Bu süreçte kişiler bazı zorluklar yaşayabilir. Ama bu zorluklar karşısında hemen pes edilmemelidir. Her şeyin bir çözümü olduğu gibi bu süreçte de yaşanan sorunlara bir çözüm bulunacaktır. Hastalık ne olursa olsun öncelik manevi destek olmalıdır. Hastanın veya hasta bakan kişinin psikolojisi ne kadar iyi olursa o süreç o kadar iyi ilerleyecektir.

Öncelikle hastalar hemen olarak kendilerini kötü bir psikoloji içine sokmamalıdır. Bu eğer geçici bir süreçse sakin bir şekilde bu süreci karşılamalı, hayatının her döneminde olacaksa bununla birlikte yaşamını devam ettirmeye odaklanmalıdır. Hasta olmadan hasta psikolojisi hakkında konuşmak ne kadar zor ve yanlış olsa da biz de hastaların daha rahat ve iyi bir psikolojide yaşamalarını temenni ediyoruz.

Hastalar hastalığı kabullendikten sonraki aşamalar bir nebze de olsa daha kolay geçecektir. Hasta olduğunu kabullendikten sonra hastalık için çözüm üretmek, onunla yaşamaya alışmak ve tedavi sürecini ilerletmek kolaylaşır. Sürekli olarak bahsetsek de en önemli destek psikolojik destektir. Çünkü bazen kötü bir psikoloji en ağır hastalıktan bile daha fazla zarar verebilir. Ne kadar öneminden bahsetsek de bu durum yatağa bağımlı hastalar için biraz daha zordur.

Yatağa bağımlı hastalar bakıma da muhtaç hastalardır. Bir başkası tarafından bakılma durumu hastanın psikolojisini ne yazık ki olumsuz bir şekilde etkiler. Bu muhtaçlık durumunda yapılacak şeyler arasında en önemlisi hastaya bir yük olarak bakmamaktır. Tabii ki de kimse hastasına bu şekilde bakmaz fakat hastalar tam olarak bu şekilde düşünür. Tuvalet, beslenme, temizlenme gibi ihtiyaçlarını kendi kendilerine giderememe durumu bilinci açık hastada bir utanma yaratabilir. Bu da yine aynı şekilde hastada moral bozukluğu yaratır. Moral bozukluğu tedavi sürecindeki hastalar için olumsuz bir durumdur. Her zaman denildiği gibi iyileşmek için hastanın morale ihtiyacı vardır. Kötü bir moralle sadece tedavi sürecini yavaşlatırız.

Tabii ki bu süreçte hastalar kadar hasta bakan kişilerin de aynı şekilde sağlıklarına dikkat etmeleri gerekir. Hasta bakan kişilere çok büyük bir sorumluluk yüklendiğinin farkındayız. Fakat bu süreci geçici olarak düşünebilirler. Bazı durumlarda hastalar da bu süreci hasta bakan kişi açısından zorlaştırabiliyor, böyle durumlarda hasta bakanlara bazı tavsiyelerimiz olabilir:

Hastaya psikolojik yaklaşım çok önemlidir. Bazı hastalıklarda hastalarda öfke nöbetleri görülebiliyor. Kendini ifade etme biçimi olarak sert bir dil seçebiliyorlar. Bu da hastalığın verdiği bir yan etki olarak düşünülebilir. Kendisi de zaten bu durumdan rahatsız olan hasta bunu etrafındakilere de yansıtmak isteyebilir. Normalden daha anlayışlı bir yaklaşım sergilemenizi tavsiye ederiz. Karşılık vererek bir tartışma içine girmek hem sizin psikolojinizi hem de hastayı büyük bir ölçüde etkileyecektir. Hasta ne derse olumlu bir şekilde karşılayıp ters cevaplar vermesi durumunda bir süre sakinleşmesini bekleyip tekrar konuşmaya çalışabilirsiniz. Söylenen sözleri ve yapılan hareketleri kişisel algılamamak bu noktada çok önemlidir. Sağlıklı bir insan gibi onunla tartışmanız iki tarafa da fayda sağlamayacaktır.

Kas hastalıkları durumunda hastaların bazılarında fizik tedavi süreci başlayabiliyor. Bu tedavi sürecinde sizin de hastaya tavrınız yine onu iyileştirmeye yönelik yardımlar olmalıdır. Tedavi sırasında bazı hareketleri yapmakta zorlanabilir. Belki tek seferde belki de birkaç denemede yapabilir. Böyle durumlarda sıkılmadan veya sinirlenmeden aynı olgunlukta hastaya hareketleri denettirmeye devam etmelisiniz.

Evde bakılan hastalarda hastalıklara göre bakım şekilleri de değişebilir. Örneğin hastanın tansiyon gibi kronik bir rahatsızlığı varsa, tansiyon takiplerinin de düzenli olarak yapılması gerekir. Yine aynı şekilde tansiyon hastalığında kişinin stres altına girmemesi gerektiğinden tavırlara ve davranışlara iki kat fazla dikkat edilmelidir. Genel bilinenin aksine tansiyon sadece ileri yaşta çıkan bir hastalık değil dikkat edilmesi gereken önemli bir hastalıktır. Kronik hastalıklar kişinin sosyal yaşamını, özgürlüğünü de etkiler. Kişi ömür boyu bu hastalıkla yaşayacağı için yakınlarından anlayış beklemesi çok doğal bir davranıştır.

Hastalarda takibi yapılması gereken konulara kilo ve uyku da dahildir. Hastanın mutlaka kilo takibinin yapılması gerekir. Eğer kısa sürede hızlı kilolar veriyorsa hekime danışılmalıdır. Çünkü bu sağlıklı bir durum değildir ve ek takviyeler yapılması öngörülebilir.

Hastalar için düzenli bir uyku da önemlidir. Aslında düzenli bir uyku herkes için önemlidir. Hastanın uyuyamadığını fark ettiğiniz durumda bir pulse oksimetre cihazı ile oksijen seviyesini ölçebilirsiniz. Eğer oksijen seviyesi %95’in altında ise mutlaka bir hekime görünmesi gerekir. Oksijen seviyesi normal ise bir psikiyatri ile görüşebilir, hekimi uygun gördüğü takdirde ilaç takviyesine de başlayabilir.

Bazı ALS, SMA, kanser gibi ölüm riski taşıyan hastalıklar da vardır. Aslına bakılacak olursa en zoru da böyle hastalıklarla yaşamaya çalışmaktır. Hem hastayı hem de hasta bakan kişiyi çok zorlayan bir durumdur. Hastalar böyle bir hastalık karşısında güçsüz ve savunmasız hissettiği kadar hasta yakınları da aynı şeyi hisseder. Bahsedilmesi güzel konular olmasa da ölüm sadece hastalıkta değil hayatının her alanında bizi bulabilir. Bir son gibi düşünmek yerine en hızlı şekilde tedavi sürecinin başlatılması gerekir. Hastalar ve hasta yakınları bu durumda asla umutsuzluğa kapılmamalıdır. Hastalığı ilk öğrenme aşamasında kişi öncelikle inkar sürecine gider fakat daha sonra hastalığı kabullenme ile öfke nöbetleri başlayabilir. Asla sinirlenmemeli, sakin kalmalı ve hastayı anlamaya çalışmalısınız. Hastalıklar bedeni etkilese de aynı şekilde kişinin psikolojisini de etkiler. Bir psikiyatri ile görüşmekten çekinilmemelidir. Bu durum hem hasta hem de hasta yakını için geçerlidir. İnsan bazen normal yaşamda bile sağlıklı bir psikolojide kalmakta zorlanırken, hastalık durumunda bu daha da zorlaşır.

Hasta bir süre sonra kendini ölüme hazırlar. Bu da yanlış bir davranıştır, izin verilmemelidir. Hastaya hem sağlıklı gibi hem de hastalığının farkında olacak şekilde yaklaşılmalıdır. Tedavileri aksatılmamalı, düzenli takibi yapılmalı fakat hasta psikolojisi içine tam anlamıyla sokulmamalıdır. Bir acıma duygusu ile hastaya yaklaşmak son derece yanlış bir durumdur. Hasta kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, bunu kendi kendine yapması için teşvik edici olunmalıdır. Kişi normal yaşamına devam edebilmeli aynı zamanda tedavi sürecini de ilerletebilmelidir.

Hasta bakımı her bakımdan zor bir süreçtir. Bu süreçte kendinizi yormamaya ve yıpratmamaya özen göstermelisiniz. Kendinize zaman ayırın ve kendinizi arada dinlendirin. Sosyal hayatınız eskisi gibi olmayacak olsa bile kendinizi soyutlamayın. Hepinize sağlıklı günler dilerim.


(Abdullah Gören) #2

Hasta bakımı hastadan çok hasta bakan kişiye etkileyebiliyor. Ben de destek alınması gerektiğini destekliyorum. Hastaya yoğunlaşarak kimse kendi hayatından vazgeçmemelidir. Kendine de zaman ayırabilmelidir.